Bataklık Ülke | İnceleme

Eğer ruhunun hakkını vermek istiyorsan, iki şeyin seçimini başkasına bırakma… Aşık olacağın kişinin ve inanacağın tanrının.
Herk-en Tolet Atalar – 21’nci söz

İşte böyle başlıyor, Perg’in en cesur kahramanlarını anlatan serinin üçüncü kitabı olan Bataklık Ülke. Bildiğiniz üzere kahramanlarımız geçen kitapta Merderan’dan aldıkları emaneti Olmen adında bir kişiye vermek için Bataklık Ülke Fuoli’ye doğru yola çıkmışlardı. Hikaye Mavi Hunsa’nın en görkemli gemilerinden birisi olan Durkgador’da başlıyor.

Avcılarla katılan Kolmen ve tayfası, Ais’in de özel isteği üzerine kahramanlarımızı Fuoli’ye kadar götürmeyi kabul ediyor. Fuoli hakkında anlatılanlar ise son derece ürkütücü. Bu kitapta bambaşka bir ırk olan ve karşımıza ilk defa çıkan burfenleri görüyoruz. Ortalama bir çocuğu andıran burfenler oldukça yiğit bir ırk.

Fuoli’nin genel olarak görünen yüzü; farklı iki tanrıya tapan Telinos ve Anageh adındaki iki şehir, bir Özgür Bölge ve Tabu Dağları’ndan ibaret. Oysa adından da anlaşıldığı gibi salt bataklık ve içerinde saklanan gizler, burayı sanıldığından çok daha tehlikeli yapıyor. Özgür Bölge, Telinos ve Anageh şehirlerinden gelen burfenler tarafından kurulmuş bir topluluk. Onlar farklı iki tanrıya tapsalar da, birlikte yaşayabileceklerini fark etmiş akıllı bir grup burfen. Tabu Dağları’na geldiğimiz de ise, yüzyıllardır süre geldiği iddia edilen bir lanet birçok yiğit burfeni bu dağlardan uzak tutmuştur. Ayrıca bu dağlar Fuoli’nin yüz ölçümünün önemli bir kısmını kaplamaktadır.

Şimdiye kadar anlattıklarımdan, Fuoli hakkında belirli bir fikir edinmişsinizdir herhalde. Ama olay anlattıklarımın çok daha benzersiz. Kahramanlarımız Fuoli’ye ayak bastıkları anda kendilerini iki şehir arasında patlak vermek üzere olan bir savaşın ortasında bulurlar. Olmen emanetini almak için henüz gelmemiştir ve gelmesine de oldukça vardır. Ancak geldiğinde yerinde bir Fuoli bulabilecek midir acaba?

Özellikle Anageh Emiri Fuoli’yi ‘çok daha iyi bir yer yapmak’ ve kayıp oğlunu bulmak adına, tanrısı tarafından kendisine bahşedilmiş olan; bir grup ölüm makinesini harekete geçirmek üzeredir. Ve elbetteki Telinos şehri buna karşılık olarak kendi ölüm makinelerini bir saatli bomba misali kurmaya hazırlanmaktadır. Bu gerginliğin görünen nedeni Anageh veliahdının kaçırılmış olmasıdır.

Tüm bunlar olurken Beyaz Alev adındaki bir kiralık katil örgütü, Anageh Emiri’nin kayıp veliahdı aramaktadır. Leofold, Guorion, Nume ve Nela’ysa Fuoli üzerine eşi benzeri görülmemiş bu savaşı durdurmak için canlarını dişlerine takarken, bir de kişisel sorunlarıyla savaşmak zorundadırlar.
Zira Leofold Tabu Dağları’nda Asherta benzeri bir canavar bulmayı umut etmektedir. Nela ve Guorion ise yeni yeni filizlenmekte olan aşklarını muhafaza edip birbirlerini kollamak zorundadırlar. Kahramanlarımız kayıp veliahdı herkesten önce bulup, patlamak üzere olan savaşı durdurmak için Özgür Bölge’ye geri getirmelilerdir. Ancak her şeyin görünmeyen yüzü; onlara büyük bir komplo kurmaktadır.

Kısacası Barış Müstecaplıoğlu bizler için yine Perg’in derinliklerinde okunacak ve yıllar sonra bile hatırlanmak üzere hafızalarımızdan silinmeyecek bir hazine bırakıyor. Onun yarattığı bu özgün dünyanın, ne kadar ‘oturmuş’ ve ‘gerçekçi’ olduğunu birazcık olsun anlamak istiyorsanız Bataklık Ülke kitabı sayfa 221, Bölüm XXI Telinos’a bakmanızı öneririm. Bu bölümde bir şehir hayatı nasıl olur, sıfırdan bir kültür nasıl yaratılır, özgünlük insanın içine nasıl işler gibi soruların yanıtlarını bulabileceğinizden eminim.

İkiye bölünmüş bir ülkede günü ve geleceği kurtarmak, bir ırkın kaderini belirlemek ve verilen sözleri tutmak yine kahramanlarımıza düşüyor.

Kitap 284 sayfa ve Metis Yayınlarından çıktı. Harika kapak illüstrasyonu ise Gökçe Yağmur’a ait. Efsanenin son kitabı: Tanrıların Alfabesi ile, kahramanlarımız bir kez daha Perg’in dışına çıkacaklar. Amansız bir savaşın süregeldiği topraklara ayak basacaklar. Tam da istedikleri gibi, tüm sırlar bir bir çözülecek. Gerçeklere dayanıp dayanamayacaklarını ise birlikte göreceğiz. Bu kez barışı getirmenin tek yolu, savaşı kazanmaktan geçecek.

Barış Müstecaplıoğlu’nun da dediği gibi, “Sevginin ve özgürlüğün değerini bilenler için…”

Bir Yorum Yap