Gülen Ceset | İnceleme

Yine fantazya, yine ben. Merhaba sevgili okurlar, bugün sizler için Laurell K. Hamilton’un, Gülen Ceset adlı kitabını inceleyeceğim. Kitap, “Vampir Avcısı Anita Blake” serisinin ikinci cildi. Önceki cildi olan Suçlu Zevkler kitabından sonra geçse de, genel olarak bağımsız bir macera. Tabii yine de siz okuma sırasına göre okumayı ihmal etmeyin. Zira ilk kitabı okumadığınız takdirde Jean-Claude’nin nasıl Şehrin Efendisi olduğunu anlayamayabilir, bazı karakter tahlillerini yanlış yapabilirsiniz.

Kitap genel olarak kanlı bir havada ilerliyor. Ve belli bir yaş gurubunun üzerine hitap ettiği bir gerçek. (Anita’nın iki sayfada bir ettiği küfürler, cinselliğe yapılan göndermeler ve fazla kanlı sahne tasvirleri.) İlk iki yüz sayfa için söyleyebileceğim pek fazla şey yok. Olaylar, yeni sorular, yanıltmalar, olası cevaplar, kanlar, cesetler, zombiler falan filan. İşler son yüz elli sayfada hızlanmaya, sayfalar su gibi akıp gitmeye ve sizi maceranın içine çekmeye başlıyor.

Kısaca konuya değinecek olursak… bir canavar onlarca insanı katlediyor. Kahramanımız Anita Blake, bu canavarı bulmak için polis ile iş birliği içerisine giriyor. Ama elbetteki kitap boyunca “canavar nerede?”cilik oynanmıyor. Öykü hiç de farkına varmadan çeşitli dallara ayrılıp tam bir fantastik/polisiye tadına girişiyor. Şehrin en büyün vudu kraliçesi Dominga Salvador, Anita’yı kendi tarafında istiyor. Aynı zamanda yine şehrin en zengin mafyalarından Gaynor, Anita’dan birkaç asırlık ecdadını diriltmesini istiyor. Bir animatör için ölü diriltmek normal karşılanabilir. Ama yüzlerce yıllık bir ölü diriltmek için, kurbanın insan olması gerekmektedir. Kahramanımız elbette buna da karşı çıkıyor. Hem bir vudu kraliçesini, hem çok nüfuzlu bir mafyayı kızdıran Anita tüm bunlarla uğraşırken bir de bu esrarengiz canavarın sırrını açığa çıkartmak zorundadır.

Üstelik tüm bunlar yetmezmiş gibi, Şehrin Efendisi ‘insan hizmetkarı’ olarak gördüğü Anita’yı tamamen kendi hizmetine girmek üzere zorlamaya hazırlanıyor. Ama olaylar pek de Jean-Claude’un istediği gibi gelişmiyor. Yine de Şehrin Efendisi’nin kitaba dahil olması, kitaptan alınan keyfi fazlasıyla arttırmış gibi görünüyor.

Anita bu kitapta katil canavarı bulup yok etmeli, soyuna karışmış olan vudu ile mücadele etmeli, Dominga’yı durdurmalı ve Gaynor –ve adamlarından- sıyrılmalıdır.

Anita Blake’in daha önce görmediğimiz yanları ortaya çıkacak, gerekirse herkese tek başına nasıl kafa tuttacağına şahit olacağız.

Bu harika kitap Artemis Yayınları tarafından basıldı. Ne yazık ki pek özenli bir editörümüz olduğunu söyleyemeyeceğim. Çünkü kitaptaki imla hataları son derece rahatsız edici. Ayrıca çeviri konusunda da çok şanssızız. ‘Necromancer’ kelimesinin Türkçe karşılığı ‘Necromansır’ olmamalı zira. Yayına hazırlayan Ferhan Ertürk. Türkçe’ye çeviren ise Mert Süğlün.

Ayrıca şunu da hemen belirtmeliyim ki, bundan aylar önce kitabın kapağı değiştirilerek yeniden satışa sunulmuştur. Üstelik ne çeviri de, ne de içerik de ‘hiçbir’ değişiklik yapılmadan… buradaki amacın pornografik görüntülerle ellerinde kalan kitapları yeniden satmak olduğu gün gibi açıktır. Artemis gibi beğendiğim bir yayınevinin, bu tarz yollara başvurması son derece üzücü bir gerçek.

Hatalara takılmadan, kitabın bizi içine çekmesine izin vermekten başka çaremiz yok.

Hepinize keyifli okumalar.

Bir Yorum Yap