Gündüz Ölüsü | İnceleme

Bir Güneyli Vampir Romanı

Bugün inceleyeceğim roman, şu günlerde oldukça popüler bir dizi olan True Blood’un doğmasına neden olmuş başarılı bir vampir kitabı.

Kitap çoğu vampir romanında olduğu gibi yine kahramanın ağzından anlatılıyor. Kitabımızın ana karakteri Sookie Stackhouse adında genç ve güzel bir kız. Sookie, Louisina’nın ufak bir kasabası olan Bon Temps’de, büyükannesiyle birlikte yaşamakta. Düzeyli bir barda garsonluk yaparak geçimini sağlamakta. Ancak Sookie’nin kendi deyişine göre bir tür “beceriksizliği” var. Onun beceriksizliği, insanların zihinlerini okuyabilmesiyle alakalı.

Bu nedenle hiçbir zaman iyi giden bir ilişkisi olmadı. Elbetteki sevişirken sevgilinizin “Poposu bu kadar ağır olmak zorunda mıydı?” diye düşünmesi, sizi ondan soğutabilecek önemli bir faktör.

Biraz da romanda vampirlere bakış açısından bahsedelim. Kitaba göre vampirler insanlar arasına kabul edilmiş ve uyum içerisinde yaşamakta. Bu Anita Blake’den hatırlayabileceğimiz bir olgu olan “Vampir Seviciler”i de doğurmuş aslında. Çeşitli kulüplerde kendisinden geçen insanların en büyük zevki vampirlerle oynaşmak oluyor. Ayrıca insanlarla iç içe yaşayanların dışında, belirli düzeni bozmaya çalışan vampir grupları da mevcut. Romanda ‘mantıklı’ insanlar vampirlere bir çeşit virüsün etkisinde kalmış zavallı gözüyle bakıyor.

Bunun dışında vampir ‘kanı’nın, insana getirisi oldukça farklı bir etki yarattığını görüyoruz. Elbetteki bu yasal bir durum değil, ancak karaborsa olayıyla vampir kanı kaçakçılığı gibi bir durumun türemesi kitabı ilginçleştiriyor.

İşte Sookie ve Bill’in tanışması da bu karaborsacılar sayesinde oluyor. Bir gün Sookie’nin çalıştığı bara bir vampir –Bill- gelir. Sookie insanların zihinlerini okumaya o kadar alışmıştır ki Bill’in duvarına çarptığında oldukça şaşırıyor. Ve vampirlerin zihinlerine giremediğini fark ediyor. Bu Sookie’nin uzun yıllardır beklediği bir sessizlik olduğu için Bill’e fazladan ilgi gösteriyor.

Bu sırada vampir kanı kaçakçılığı yapan bir grubun düşüncelerini tesadüf eseri duyuyor. Ve Bill’i bu kişilerden kurtarıyor. İşte Bill ile aralarındaki ilişki de bu şekilde başlıyor.

Ancak olanlar bunlarla da sınırlı değil. Bon Temps’te gizemli cinayetler işlenmeye başlıyor. Öldürülen kimseler daha önceden vampirlerle ilişkisi olmuş kişiler. Bu Bon Temps’teki vampirlere bakış açısını da belirli oranda değiştiriyor.

Sookie ve Bill aşklarını yaşayadursun, katilin hedefi önce Sookie’nin büyükannesine sonra da Sookie’ye yönelince işler iyice değişiyor. Kitap boyunca katilin kimliği gizli kalması romana farklı bir polisiye tadı veriyor.

Sookie bütün bunların yanında bir de vampirler arasında oldukça saygı duyulan Eric için beceriksizliğini konuşturması gerekiyor.

Kurgu bakımından oturmuş olsa da bu romanda Anita Blake serisinin heyecanını bulabileceğinizi sanmıyorum. Şu günlerde oldukça moda olan Alacakaranlık serisindeki aşkı da bulamayabilirsiniz. Hatta Alacakaranlık’daki aşk kadar, bu kitapta seks olduğunu açıkça söylemem gerekiyor. Bu nedenle de kitabın belli bir yaşın üzerindeki okuyucular için daha uygun olacağını hatırlatmak isterim.

Kitap Artemis yayıncılık tarafından çıkarılmış. Daha öncesinde Anthony Roman Ödülü’ne layık görülmüş. Ve New York Times çok satanlar listesinde uzun süre zirveye oynamış. Yazarı ise Charlaine Haris.

Gündüz Ölüsü, kendisini okutturan peşinde sürüklemese bile, bir merak duygusu uyandıran başarılı bir fantastik-aşk-polisiye romanı.

Belki de sevgilinizin bir vampir olması, o kadar da şahane bir şey değildir…

Bir Yorum Yap