Hayalet Aşk | İnceleme

Selamlar!

Ben bunları yazarken yeni yılın ilk günleri hızla akıp gidiyor. Saniyeler, dakikalar, saatler derken bir bakmışız ki 2010 da bitmiş; yine bir heyecan gelecek yılı dikizliyoruz aç gözlerle. 2010 da bir önceki sene gibi pek çok kitaba gebe. Bizler de doymak bilmeyen hevesimizle, onları bekliyor, üzerine düşler kuruyor ve arzuluyoruz.

Ancak sizlere bugün tanıtacağım kitap bu yıla ait değil… Taaa 2006’ya gideceğiz bu tanıtımla. “Hayalet Aşk”ı göreceğiz; Kadim Gültekin’in sihirli parmaklarından… Öyleyse açalım artık şu yelkeni de, yol alalım kurgu denizine doğru!

Bu kitabı nasıl anlatabileceğimi uzun bir süre düşündüm. Aslında belli bir plan ve program dâhilinde yapmayı düşünüyordum bu incelemeyi. Çabaladım da. Lakin “Hayalet Aşk” kitabı, bir yazım planına göre tanıtılamayacak kadar dolu bir eser. Bu yöntem, mutlaka bir şeyleri eksik bıraktıracağı için; ben yine her zamanki çizgimde gideceğim…

Öyleyse kimdir Kadim Gültekin? Önce bununla başlayalım… O, 1987 Sivas doğumlu, oldukça genç bir yazar. 2003 yılından beri Xasiork Ölümsüz Öykü Kulübü için yazıyor. “Hayalet Aşk” kitabı da, işte bu çalışmaların ürünü. Çünkü kitap, 2006 Xasiork Roman Yarışması Birincisi olma özelliği taşıyor.

Öldüğü evde sıkışıp kalan Mert, kitabımızın ana kahramanı. Kitap boyunca sık sık kendimizle özdeştireceğimiz karakteri öyle iyi özümsüyoruz ki; zaman zaman kitabı okumayı bırakıp “Ben olsam ne yapardım?” diye düşünmeye başlamamak elde değil. Bu da kitabın sürükleyiciliğini ve vuruculuğunu arttıran en önemli eser.

Mert’in ruhu öldükten sonra bu dünyayı terk edememiştir. Ve üstüne üstlük öldüğü evi bile terk edemeyecek bir duruma düşmüştür. Daha somut bir açıklamayla, kitabımızın kahramanı bir hayalettir.

Kahramanımızın ruhsal portresi kitap içerisinde fazlasıyla iyi tanıtılmış. Zaten kitabın büyük bir çoğunluğu da bu portreye ayrılıyor diyebiliriz. Sürekli Mert’in iç çatışmaları, ölümü kabullenemeyişi gibi durumlara şahit oluyoruz. Ki bu okuması son derece keyifli bir kısım. Zira yazarın dili de son derece kıvrak. Hatta dil o kadar kıvrak ki; yer yer bazı cümleleri tekrar tekrar okuma ihtiyacı duyabilirsiniz. İşte, benim de bir yerlere not ettiğim harika bir alıntı:

“Belki ölüm denilen şey ilk anda, yaşarken sahip olunanları çabucak almıyor, yok oluşun tadına varmak ister gibi işini zamanla birlikte görüyor ve bu konuda hiç şüphesiz çok başarılı oluyordu. Zaten zaman, en başından beri ölümün ortağı ama aynı zamanda düşmanıydı. Aralarında tuhaf, bilinmez bir savaş vardı, fakat sanki ikisi de bundan memnun gibiydiler. Gerilerde ise müthiş bir değişim ve süreklilik hükûm sürüyordu. İnsanoğlu bu dinmek bilmeyen fırtınanın ortasında savrulup duran kâğıt parçaları gibiydi. Doğar, gözlerini açar ve o şiddetli rüzgâr arasında, kaybolana kadar dönüp dururdu.”

Harika tanımlamalar ile edebiyatın dibine vuran Kadim Gültekin’in kitabının bir başka özelliği de; asla sıkmıyor olması. Kitap “İşte şimdi monotonlaşmaya başladı!” demeye başladığınız anda, bütün seyrini değiştirip bambaşka bir kılıfa bürünüyor. Kendisini tekrar etmeden, bambaşka durumları aktarıyor bizlere. Sıkılmak bir yana, sonraki ve sonraki bölüme geçmek için kendinizi zor tutacağınızdan eminim!

Mert’e geri dönersek, elbette ki bütün hikaye bir evde sıkışıp kalan hayaletin hazin öyküsü ile sınırlı değil… Ölüm, tek başına karmaşık ve baş döndüren bir şeyken; tüm bunların içine bir de ‘aşk’ın girmesi işleri başa çıkamaz bir boyuta sürüklenecektir.

Mert, hapsolduğu evin yeni konuklarından birisi olan Elif’e âşık olacaktır. Ve bu, zaten çekilmez olan hayaletliği daha da vahim bir durum haline getirir. Çünkü Kadim Gültekin’in dünyasında, hayaletler dünyevi hayata hiçbir şekilde müdahil olamamaktadır. Onlar sadece izler ve anlar…

Dokunuşlarının dahi gerçek dünyada hiçbir işlevi olmadığı bir hayaletin, âşık olması kadar kötü olan hiçbir şey yoktur.

“Hayalet Aşk” göründüğünden kesinlikle kat kat fazlasını barındıran, harika bir eser. Özellikle dayandırıldığı temeller esas alındığında, insanın damağında eşsiz bir tat bırakıyor. Mert’in hüzünlü, ama bir o kadar da sürükleyici macerası eminim ki birçok okurun gönlüne taht kuracaktır.

Mert hayalet aşkına kavuşabilecek midir? Kitap boyunca bu tema işleniyor. Ancak ne işleyiş. Önce ilmek ilmek düğümleniyor, sonra da aynı şekilde sökülüyor macera. Ciddi anlamda başarılı bir kurgulama örneği “Hayalet Aşk”.

Kitabın dağıtımı şu günlerde yapılmıyor. Gelecekte de yapılıp yapılmayacağı meçhul. Ancak hala kitaba ulaşmak isteyenler, yazarla iletişime geçerek bu harika okumalığa ulaşabilirler. İletişim için önerebileceğim adres ise, yine Xasiork olacak.

Yalın Ses Yayınları’ndan çıkan kitap 255 sayfa. Kitabın genel yayın yönetmenliğini Öztürk Tatar üstlenirken, kapak tasarımı İlkay Kalkan’dan geliyor. Kapağın da, düzeltinin de son derece titiz çalışmaların ürünü olduğunu söyleyebiliriz.

Edebiyatımızda böyle örnekler görmek, gerçekten sevindirici. Siz de bu örneklerin en başarılarından birisine tanıklık etmek istiyorsanız, bu kitabı mutlaka okuyun!

Afiyetle.

Bir Yorum Yap